Bilgisizlik Hortladı, Kraldan Çok Kralcılar Sahneye Çıktı: Kurşunlu Külliyesi’nde Kimin Safındasınız?
BİLGİSİZLİK HORTLADI, RANT MEDYASI KUYRUĞA GİRDİ: KURŞUNLU KÜLLİYESİ KİMİN EMANETİ?
"Ecdadın amel defteri kapanmasın diye ilmek ilmek işlediği mukaddes vakıf mülkünü, kapısına turnike koyup ticarethaneye çevirenler ile yerel yönetimden beslenen kraldan çok kralcı kiralık kalemlerin takiyye siyaseti Kurşunlu’da duvara tosladı. Hal Camii’ni yıktırmadığımız gibi, Külliye’yi de aslına rücu ettirene kadar bu haklı kavgadan vazgeçmeyeceğiz!"
Eski bir söz vardır, tam da bugünlerin aynasıdır: "Biliyorsan konuş alim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar." Bir konuda fikir beyan edebilmek, her şeyden önce o konuda asgari düzeyde bilgi sahibi olmayı gerektirir. Bilgiden yoksun, idrakten mahrum şekilde fikir üretmeye çabalayanların, en nihayetinde cehaletlerini faş ederek saçmalamaları kaçınılmazdır. Üstelik bu bilgisizlik, ardında kitleleri yanlış yönlendirme gibi muazzam bir toplumsal vebali de taşır. Ancak ne acıdır ki, bilgisiz olduğunu bilemeyecek kadar derin bir gaflet içinde olanlardan, bu vebalin muhasebesini yapmasını beklemek beyhudedir.
Bugün Eskişehir’de Kurşunlu Külliyesi üzerinden koparılan fırtınaya ve ortaya saçılan cehalet vesikası açıklamalara tam da bu yüzden şahit oluyoruz. Birileri çıkıp hiç utanmadan, hiçbir tarihi ve hukuki temele dayanmadan "Vakıf malı kamu malıdır, kamunun kullanımına açıktır" diye buyuruyor. Bu sığ cümleyi kuranların, bu medeniyetin köklerinden ve asırlık değerlerinden ne kadar kopuk olduğunu görmemek imkansızdır.
Vakıf Malı Devletin de Kamunun da Değildir; Emanettir!
Vakıf medeniyetini kuran ecdadımız, bu nizamı ilmek ilmek, incecik akıl ve sarsılmaz bir hukuki şuurla inşa etmiştir. Bilmeyenler açsın tarih okusun: Vakıf malı kamunun malı değildir, büyük bir bölümü devletin de değildir! Öyle ki, devlet dahi kafasına göre vakıf malına çökemez, onu kendi keyfiyetine göre kullanamaz. Vakfedilen mülk, vakıf senedinde (vakfiyede) belirtilen şartların kesinlikle dışına çıkarılamaz.
Bu mülkleri amel defterleri kapanmasın diye geleceğe miras bırakan ecdadın çok net iradeleri vardır. Kimi yetim çocuklar giydirilsin diye mülkünü adamıştır, kimi kimsesizleri evlendirmek için... Kimi talebeye mürekkep olsun diye hibe etmiştir, kimi göçmen kuşların bakımı için vakfetmiştir. Vakfedenin muradı neyse, şart odur ve o şartı yerine getirmek, o malı yönetmekle mükellef olanların en kutsal borcudur. Yani ortada ne devletin ne de kamunun keyfi olarak eğip bükeceği bir mülk, aksine dokunulmazlığı olan bireysel emanetler vardır.
Dün Hastane Arazisine "Dokunulmaz" Diyenlerin Bugün Vakıf Malını Yağmalama İştahı!
Geçmiş dönemlerde, eski devlet hastanesinin arazisinin satılması gündeme geldiğinde "Burası hastane alanı olarak kalmalı, rant alanı yapılamaz" diye meydanlarda avazı çıktığı kadar bağıranların, bugün sıra vakıf malına geldiğinde sergiledikleri keyfi tavır oldukça manidardır. Vatandaşın mülkünü "kamusal alan" bahanesiyle, bazen de değerinin çok altında kamulaştırıp, ardından imar değişiklikleriyle buraları lüks otellere, ticari alanlara çevirmekte hiçbir sakınca görmeyen bu zihniyet, herhalde asırlık vakfiyeleri de kendi belediye meclislerindeki gibi eğip bükebileceklerini sanmaktadır.
Şaşırmıyoruz! Zira söz konusu Kurşunlu Külliyesi olduğunda da burayı istedikleri gibi ticari bir panayır alanına dönüştürmekten, içindeki müzelere girişleri paralı hale getirip turnike koymaktan hiç imtina ve haya etmemişlerdir.
Siyaset Mezarlığından Hortlayanlar ve Maaşlı Medya Korosu
Bugün bu zihniyetin neferliğine soyunanlar, sanki belediyenin mali hesaplarını çok iyi biliyorlarmış gibi alelacele savunma yarışına girerek ibretlik açıklamalar yapıyorlar. Yaptıkları açıklamalardan ve takındıkları üsluptan, külliyenin kapısından hayatlarında bir kez bile girmedikleri o kadar belli ki... Tek dertleri, yerel yönetime şirin gözükmek için mavi boncuk dağıtma yarışında at başı öne çıkmaktır.
Bunun yanında, şehrin hayati meselelerinde adeta ıssız bir vaha gibi sessizliğe gömülen, adları sanları unutulmuş bazı "eski" figürlerin, bugün külliye konusunda çağlayan seller gibi ahkam kesmeye yeltenmesi de gözümüzden kaçmıyor. Bu çaba, gömüldükleri o siyaset mezarlığından hortlama, kendilerine yeniden yer açma çabasıyla toprak eşelemekten başka bir şey değildir.
Tablo nettir: Şehirde basın adı altında faaliyet gösterenlerin çok büyük bir kısmının, doğrudan veya dolaylı yollarla bu yerel yönetimden beslendiği, onların borazanlığını yaptığı sır değildir. Beslendikleri kapının lehine algı yaratmak için meseleleri şişiren, adeta "kraldan çok kralcılık" yapan kiralık kalemlerin karşısında, ne yazık ki bu hakikat mücadelesini sürdüren bizden başka hiç kimse kalmamıştır.
Tavrımız Net, Sözümüz Senedimizdir!
Bizim duruşumuz dün neyse bugün de odur. Biz, bir zamanlar Hal Camii’ni yıkmak isteyen aynı zihniyetin karşısına nasıl çelikten bir iradeyle dikilip o mabedi savunduysak; bugün de Kurşunlu Külliyesi’nin aslına rücu etmesi, o asırlık vakıf ruhuna dönmesi için aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz.
Külliyeyi ticarethaneye çeviren, Türk-İslam kültürüyle ve o mekânın manevi iklimiyle zerre alakası olmayan figüratif (heykel) çalışmaları oraya dayatan zihniyeti o mukaddes mekândan uzaklaştırana kadar da bu kavgadan, bu haklı davadan asla vazgeçmeyeceğiz!



